Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Çetintaş, Ahmet" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Deprem kaygısı ve sosyal sermaye ilişkisi: Malatya’nın toplumsal yapısı bağlamında bir analiz
    (2025) Çetintaş, Ahmet; Ersoy, Ersan; Yasuntimur, Ahmet; Yüksel, Aleyna; Korkmaz, Abdullah
    Bu çalışma, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerinin ardından Malatya’da yaşayan bireylerin deprem kaygısı düzeyleri ile sosyal sermayenin temel bileşenleri (güven, sosyal bağlar ve sosyal normlar) arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Kesitsel tipteki araştırmada, Mayıs 2025’te Malatya il merkezinde yaşayan 677 katılımcıdan yüz yüze anket yoluyla veri toplanmıştır. Deprem kaygısı ile sosyal sermaye boyutları arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla tanımlayıcı istatistikler ile ANOVA analizleri uygulanmıştır. Bulgular, sosyal sermayenin çeşitli boyutlarının deprem kaygısını anlamlı biçimde etkilediğini göstermektedir. Deprem sonrası güvenlik endişesi artan bireylerin kaygı düzeyleri yükselirken, geleceğe güvenle bakabilenlerde kaygı daha düşüktür. Sosyal destek ve aile içi dayanışması güçlü olan gruplarda kaygı düzeyleri daha düşük bulunmuştur. Aile ve evlilik ilişkilerinde olumsuzluk yaşayanlar ile depremde yakınlarını kaybedenlerde kaygı anlamlı biçimde artmaktadır. Ayrıca suç ve şiddet algısının yükselmesi, adalet ve kurumsal güvenin azalması kaygıyı artıran diğer önemli faktörlerdir. Sonuçlar, sosyal sermayenin özellikle güven, dayanışma ve sosyal normlara ilişkin boyutlarının deprem kaygısını azaltmada koruyucu bir rol oynadığını ve afet sonrası psikolojik iyileşme için kritik öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Deprem Sonrası Korku ve Kaygıların Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi
    (2025) Çetintaş, Ahmet
    Depremlerin neden olduğu olumsuz etkilerden birisi de insanlarda yoğun kaygı ve korku duygularının ortaya çıkmasıdır. Bu durum, afetle mücadeleyi ve başa çıkmayı zorlaştıran bir etki yaratır. Bu çalışmada, 6 Şubat 2023 depremlerine Malatya’da hazırlıksız yakalanan insanların, afet sonrasında korku ve kaygı düzeyleri ve genel anlamda psikolojik açıdan yaşadıkları travmalar; bu travmaların temel bazı değişkenlerle olan ilişkisi araştırılmıştır. Araştırma, nicel yöntemde anket tekniğiyle gerçekleştirilmiş ve Temmuz 2024’te 400 kişiye 29 soruluk anket uygulanmıştır. SPSS 21 programı ile analiz edilen verilere Frekans, Çapraz tablo, T-testi ve Anova ölçümleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda depremzede katılımcıların kaygı ve korku düzeylerinin yüksek olduğu; bu kaygı ve korku düzeylerinin cinsiyet, yaş, eğitim, gelir ve medeni durum gibi değişkenlere göre farklılaştığı görülmüştür. Kadınların erkeklere, eğitim ve gelir seviyesi düşük olanların yüksek olanlara göre kaygı ve korku düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca eşi vefat edenlerin ve boşananların bekârlara ve evlilere göre daha çok kaygılı ve tedirgin oldukları tespit edilmiştir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN XIX. YÜZYILDAKİ MODERNLEŞME ÇABALARI: SOSYAL HASTALIKLAR VE DÖNEMİN REÇETELERİ
    (2024) ALPDOĞAN, FATİH FURKAN; Çetintaş, Ahmet
    Çağdaş sosyoloji literatüründe modern, modernleşmiş ya da modernleşen gibi terimler, çeşitli kriterler üzerinden bir durum tespiti yapmak için kullanılır. Günümüz paradigması Batı modernleşmesini çeşitli esaslar üzerinden açıklar. Bu esaslar coğrafi keşifler, aydınlanma, Rönesans, Reform, Kalvinizm ve Sanayi Devrimi gibi köklü hareketler toplumla birlikteliğin bir ürünü olarak imgelenir. Her bir yenilik hareketi ise modernliğe giden önemli bir yol olarak açıklanır. Burada dikkat edilmesi gereken ana konu modernleşmenin temel dayanağı olarak neyin görüleceğidir. Batı özelinde sekülerleşme, siyasi ve sosyal gelişme gibi konular modernleşmeyi sağlayan temel saikler olarak görülebilir. Türklerin modernleşme çabalarının ise askeri alanda geri kalmışlığın bir tezahürü olarak ortaya çıktığı söylenebilir. XVII. Yüzyıl Osmanlı’sında askeri yenilgilerin artması, batının ekonomik ve askeri devrimine yetişememe durumu gücü elinde bulunduran kesimi bir değişim düşüncesi içerisine bırakır. İlk olarak III. Selim ve daha sonra halefi II. Mahmud Osmanlı İmparatorluğunun ilk köklü dönüşüm süreçlerine imza atan padişahları olarak tarihteki yerlerini aldılar. Padişahların yanı sıra devrin aydınları da “Devleti nasıl kurtarırız?” sorusu üzerine çeşitli fikirler öne sürdüler. İmparatorlukta yaşanan bütün bu gelişmelere rağmen XVII. ve XVIII. Yüzyıldaki parçalı ve bütünlük göstermeyen modernleşme çabaları Batı kültürünün şekilsel yönüne öykünmeci bir tavrın ötesine geçemedi. Bu iki yüzyıl imparatorluğun dağılmaması adına çeşitli sosyal değişim modellerini de beraberinde getirdi. Bunlardan ilki Gülhane Hattı Hümayunu ya da diğer adıyla Tanzimat Fermanı iken Islahat Fermanı da sorunları çözmek ve imparatorluğun dağılmasını önlemek adına ortaya atılmış modellerdi. Bu çalışmanın amacı sosyolojinin temel araştırma konularından biri olan modernleşmey i Osmanlı İmparatorluğunun yapısal unsurları bağlamında ele almaktır. Çalışmanın temel varsayımı ise Osmanlı’nın tarihsel süreçte modernleşmeye duyduğu ilginin padişahların girişimleriyle, dönem dönem ve parçalı olduğu yönünd edir. Osmanlı modernleşmesinin tarih disiplininin yanı sıra sosyolojik bağlamda ele alınacak olması, bu çalışmay ı literatürdeki diğer çalışmalardan ayıran ve makaleyi özgün kılan en önemli unsurdur.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Relationship Between Concealment of Child Sexual Abuse and Sexual Stigma
    (2022) Ersoy, Ersan; Çetintaş, Ahmet; AKSÜT, YELİZ
    Child sexual abuse is an issue that has significant consequences for both the health of the individual and society, but it is not desired to be revealed and is often repressed. The cases reported to the judicial authorities are just the tip of the iceberg. This study aims to analyze the effect of “stigmatizing the victim”, which has an important role in keeping child sexual abuse concealed. To find the social risk factors of child sexual abuse and to determine the effect of sexual stigma on the victim, the forensic case files of children who were subject to sexual abuse and then referred to the Child Monitoring Center in Malatya between 2015 and 2019, were investigated. All files of 678 children who were registered as victims of sexual abuse between those years were analyzed using content analysis technique. As a result of the research, it was found that the confrontation of the victim children with sexual stigma caused the sexual abuse cases to remain concealed. Along with stigmatization, factors, such as dishonor and shame, fear of staying out of gender values, pressure from social environment and patriarchal family, being threatened, incest relationships, worrying about the reputation of the victim and her/his family are effective in concealment of the sexual abuse.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYETİN DÖNÜŞÜMÜ BAĞLAMINDA KADIN
    (2024) ÖZÇELİK, MUSAYE KONAK; Çetintaş, Ahmet
    İçerisinde yaşıyor olduğumuz çağda insan hayatı, özellikle teknolojik gelişmeler ve dijitalleşmenin ortaya çıkardığı geniş kapsamlı dönüştürücü etkilerle karşı karşıyadır. Böyle bir dünyada dönüştürücü faktörler toplumsal hayatın tamamına etki etmekte ve yeni bir insan, yeni bir toplum vücuda getirmektedir. Teknolojinin gelişmesi ve buna bağlı olarak yeni sosyal medya araçlarının oluşması sonucunda bireylere; duygu, düşünce ve eserlerini paylaşacakları çeşitli alanlar sunulmuş, bu alanlarla beraber paylaşım ve tartışmanın yer aldığı, dönütlerin esas olduğu bir medya ortamı ortaya çıkmıştır. Oluşan bu medya ortamı özel hayatımıza dahil olarak mahremiyet algısını değiştirmiştir. Bireylerin kendilerine ait bilgileri sosyal medyada paylaşmaları mahremiyet algısını değiştirdiği gibi mahremiyet ihlalini de artırmıştır Mahrem olarak kabul edilen özel alanların sınırları sosyal medya aracılığıyla ihlal edilerek sanal ortamda görünür hale getirilmektedir. Mahremiyet de tüm bu süreç içerisinde yeniden değerlendirilmesi gereken önemli bir kavramsal çerçeve olarak karşımıza çıkmaktadır. Mahremiyet ile ilgili bireysel ve toplumsal algı, zamana ve topluma bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Sosyo-kültürel, ekonomik ve teknolojik alanlarda yaşanan değişme ve gelişmeler mahremiyete ilişkin algıların ve davranışların değişmesine de yol açmaktadır. Tek yönlü medya olarak kabul edilen gazete, radyo, televizyon vb. geleneksel medya dışında alternatif bir medya olarak kabul edilen sosyal medya, günümüz toplumlarının mahremiyet algısını ve bireylerin buna ilişkin davranışlarını neredeyse köklü bir şekilde değiştirmektedir. Bu çalışmada sosyal medyanın kadın mahremiyetini nasıl dönüştürdüğüne dikkat çekilmiştir. Mahremiyet ve sosyal medya kavramları hakkında bilgi verilerek, sosyal medyanın kadının mahremiyetini nasıl değiştirdiği anlatılmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yönteminin doküman analizi inceleme tekniği ile; “sosyal medya, mahremiyet, mahremiyet ve sosyal medya arasında ilişki, kadın ve mahremiyet, sosyal medyada kadın mahremiyetinin dönüşümü” konuları izah edilmiştir.

| Malatya Turgut Özal Üniversitesi | Kütüphane | Açık Bilim Politikası | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Malatya, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim